Marka & kreatif strateji
Markanın neyi, neden ve nasıl söyleyeceğini netleştirmek. Pozisyonlama, kampanya fikri, mesaj mimarisi, ton ve anlatı çerçevesi bunun araçları. Fikir sadece güzel dursun diye değil, bir yere otursun diye çalışır.
Markaların kafasındaki şeyi, insanların anlayacağı ve ilgilenebileceği bir şeye çeviririm.
Marka, anlatı ve internet kültürü tarafında çalışıyorum.
İlk sorulması gereken soru şu: “Bu içerik neden kimsenin umurunda olsun?” Kulağa sert gelebilir; ama birçok marka, yılların getirdiği alışkanlıklarla, at gözlüğüyle —ya da havalı söylemek isterseniz tünel bakışıyla— konuya baktığı için bu soruyu sormaz.
Sonuç: yüksek potansiyelli ama kötü hayata geçirilmiş işler. Ben bunun önüne geçmeyi seviyorum.
İyi iletişim sadece iyi fikir bulmakla bitmiyor. Fikrin doğru bağlama oturması, doğru sesle konuşması ve markanın kendi dünyasında doğal karşılık bulması gerekiyor.
Markanın neyi, neden ve nasıl söyleyeceğini netleştirmek. Pozisyonlama, kampanya fikri, mesaj mimarisi, ton ve anlatı çerçevesi bunun araçları. Fikir sadece güzel dursun diye değil, bir yere otursun diye çalışır.
Hiçbir şeyden “içerik takvimi”nden korktuğum kadar korkmam. Takvim değil; logodan, renkten, mecradan bağımsız çalışabilecek bir anlatı örgüsü gerekir. Lovemark olan markalarda bunu hissedersiniz: logoyu görmeseniz de o dünyanın reklamı olduğunu anlarsınız. Mesele bunu oturtmak.
İhtiyacınız olan şeyi anlatacak mecra belki de henüz yaratılmadı. Burada ideal mesajı, ideal mecra ve formatla buluşturmayı severim. Rekabet iyidir; tahtadaki taşları kontrol edebilmek daha iyidir.
Çoğu iş, yaratıcı fikir eksikliğinden değil, ne anlatmaya çalıştığını tam bilmemekten tıkanıyor.
Benim için iyi iş, zekâ gösterisi yapmadan zekice davranabilen iştir: marka gerçekliğini bozmadan dikkat çeker, mecrayı hafife almaz, fikri de tek kullanımlık bir parıltıya indirgemez.
Stratejiye fikir, fikre format, formata karakter katmak.
Aklınıza gelebilecek her türlü soru için iletişim bilgilerim yanda mevcut. Mail olarak ulaştığınızda konuya “Söz uçar, yazı kalır” yazarsanız size bu cümlenin ne kadar yanlış anlaşıldığını da güzel bir hikâyeyle aktarırım. Hiçbir şey olmasa bile güzel bir anımız olur.